KUDRETULLAH PASTASI

KUDRETULLAH PASTASI

Çocukluğumun en güzel zamanları Mudurnu’da geçirdiğim anlardır. Öyle güzel şeyler var ki zihnimde.. Akşam üzeri evlerin önünde oturan teyzeler, fasülye kırıp, komşularla sohbet edişleri, çocukların mahallenin bir köşesinden diğerini bağıra çağıra koşuşları, erik zamanıysa annelerden gizli gizli ağaçlara tırmanma, cepleri doldurup erikleri ekşi ekşi yemek.. Pazarın olduğu günler ananeciğimle eteğine tutunup pazara gidişim. Esnafın her biriyle durup sohbet etmek, sohbet ede ede mola vere vere evin ihtiyaçlarının temini. Tüm ihtiyaçlarımızı işin ehlinden almak. Yumurtalar yumurtacıdan, yufkalar yufkacıdan, süt sütçüden.

Ada’ya hamile kaldığımda kara kara düşünmeye başladım-k. Ne yapmalıydık. Kıbrıs’ta hamile kalmıştım. Ve Ada doğduğunda İstanbul’a döneceğimiz kesindi. İstanbul’da bu çocuğu nasıl büyütmeliydik. Hamileliğimin son aylarını ve Ada’nın ilk 7 ayını Avrupa Konutları denilen Tem üzerindeki kocaman bir sitede oturduk. Site Gaziosmanpaşa yakınlarında bir siteydi ve bir çok büyük site gibi tüm ihtiyaçları site içinde karşılamaya odaklanmışlardı. Market, restaurant, çocuk parkı, güvenlikli v.s. Sitenin hemen dışındaki fırın ve marketi de unutmamak lazım. Ada’nın ilk 7 ayı boyunca arabaya atlayıp gezmeye gitmek dışında tamamen siteye bağımlı kaldık. Ama öyle ki site dışındaki markete ya da fırına gitmek korkutucu bir boyuta ulaşabiliyordu. Bizim orada oturduğumuz süre içerisinde 2 kez olaylar çıktı ve sitenin hemen dışında panzerler bekledi. Monotof kokteylleri atılıp sitenin 50 metre uzağına ateşler yakıldı. Öyle bir ortamda siteden çıkmayı bırakın evinizde bile huzurlu oturmanız mümkün değil. Doğal olarak tüm büyük ihtiyaçlarımızı mega marketlerden, vakit geçirdiğimiz yerler ise alışveriş merkezleri oldu. Ada bizim gibi yaşayan ailelere göre şanslı sayabileceğim bir bebeklik geçirdi. Bir yaşına kadar en az 4 kez Kıbrıs’a, 1 kez Akdeniz’e tatile gitti. Kısa şehir dışı yolculuklarını saymıyorum. Ama ona rağmen hayal ettiğim büyüme şekli bu değildi. Ve Sarıyer’e gelip Zekeriyaköy’e taşınınca işte dedim hayallerimdeki yer (istanbul için) burası. Hele hele artık Ada büyüyüp, insanlarla iletişim kurmaya başlayınca kesinlikle tamamdır dedim.

Ada Sarıyer’de alışveriş yaptığımız, yufkacımızı, kasabımızı, baharatçımızı, peynircimizi tanıyor. Onlarda Ada’yı tanıyorlar. Sohbet ediyorlar. Ürünlerinin en güzelini Ada’ya veriyorlar. Ara da bir avuç cevizle, kağıt helvayla, Ada’ya kan yapsın diye konulan ciğer gibi hediyelerle yolcu ediliyoruz. Ada paylaşmayı, insanlarla sohbet etmeyi, sosyalleşmeyi, alışveriş etmeyi, öğreniyor. Dükkandan içeri girerken Aaaa Ada gelmiş denmesini çıkarken saçını okşayıp yine gel diye el sallanmasından hoşlanıyor. Ayakkabımızın topuğu kötü olduğunda, daracık ayakkabıcıya girip tamir ettirmeyi, pantalon aldığımızda paçalarını kısalttırmak için Terzi Murat amcasına gitmesi gerektiğini öğreniyor.

Şimdi bu kız niye böyle şeyler anlatıyor diyeceksiniz. Çünkü Ada’nın İstanbul’da çok katlı, koskocaman, bir kasabayı içine sığdırabilen bir site içerisinde yaşayıp, karşı komşusunu tanımadan selam bile vermeden yaşayıp gitmesine gönlüm razı gelmedi. Alışveriş merkezlerinden başka hiç bir hayat yok, ihtiyaç anında alışverişe gidilmeli mantığından uzak büyüsün istiyorum. Geçenlerde bir arkadaşımın yeğeni duvara bakıyormuş. Uzun bir zaman geçmiş ne yapıyorsun yavrum demişler, oyun oynuyorum. Ne oynuyorsun istinye parkta alışveriş yapma oyunu demiş, duvara bakma sebebi ise vitrin bakmasıymış, bunu söyleyen 3 yaşında bir çocuk. Bizim yaşamımız içinde o kadar normalleşiyor ki bu tip şeyler onlara normal gelmesin. Sokakta oynamalarını sağlayın, ekmeğinizi fırından alın, bir kasap bulun etinizi kasaptan alın, çocuğunuzla semtinizdeki pazara gidin. Ve çocuğunuza o hazzı yaşatın. Eğer imkanınız yoksa daha az katlı mahalle ortamını görebileceği bir yerde yaşayamıyorsanız en azından bir kaç komşuyla selamlaşıp apartmanda bir kaç arkadaş edinmesini sağlayın. İnsanlar iletişime kapalı olsalar da siz çocuğunuz için iletişim kurun, zorlayın.. İnanın o kadar önemli ki..

Konuyla alakasız bir tarif vereceğim size :)), yiyenlerin bayıldığı, tekrar tekrar dilim istedikleri, yapıldığında anında biten bir kek bu.. Mutlaka mutlaka deneyin. Ayrıca yapım aşamalarıda şaşırtıcı ve keyifli.. Dİğer adı krem karamelli kek :))

Kategori:
Hazırlık Süresi: 15 Dak.
Pişirme Süresi: 25 Dak.
Toplam Süre: 40 Dak.

Malzemeler:

  • Karamel İçin
  • 1/2 su bardağı Şeker
  • Krema İçin
  • 4 adet Yumurta
  • 3 yemek kaşığı Şeker
  • 1 paket Vanilya
  • 500 ml. Süt
  • 2 adet Portaka Kabuğu Rendesi
  • Kek İçin
  • 3 adet Yumurta
  • 1 su bardağı Şeker
  • 1/2 su bardağı Süt
  • 1/2 su bardağı Sıvı Yağ
  • 1 paket Vanilya
  • 1 adet Portaka Kabuğu Rendesi
  • 1,5 su bardağı Un
  • 1 paket Kabartma Tozu
  • 3 yemek kaşığı dolusu Kakao

Hazırlanışı:

1- Dibi kalın bir sos tenceresinde karamel için yarım su bardağı şekeri tamamen sıvılaşıp rengi dönene kadar eritin. Dikkat edin şeker çabuk yanar, onun için başından ayrılmayın.
2- Karameli kalıba boşaltın. Kalıbı yağlamayın!. Kullanılacak kalıp kesinlikle kelepçeli kalıp veya silikon kalıp olmamalıdır. Teflon standard boylarda bir kek kalıbı yahut şık bir sunum için süslü teflon kek kalıbı olabilir.
3- Krem karameli hazırlamak için; derin çelik veya cam karıştırma kabına, tüm malzemeleri koyun. Çırpma teliyle homojen bir karışım elde edene kadar çırpın. Mikser kullanmanıza gerek yok. Zaten krema için yumurtaların çok fazla köpürmemesi gerekiyor. Bu yüzden çırpma teli yeterli olacaktır.
4- Kek için başka bir derin çelik veya cam kasede önce yumurta ve şekeri iyice beyazlayıp kabarana kadar mikserle çırpın. Sonra sırasıyla vanilyayı, yağı ve sütü ilave edip yeniden çırpın. En son un, kabartma tozu, portakal kabuğu rendesi ve kakaoyu ayrı bir kasede karıştırıp, çırpılmış yumurtaya 3 kerede ilave edin. Homojen olana kadar çırpın. Çok fazla çırpmanıza gerek yok.
Karameli döktüğünüz kalıbınıza önce krema karışımını, onun üstünede kek karışımını boşaltın. Gördüğünüz görüntü sizi yanıltmasın. Piştiğinde mucizevi bir şekilde ayrılıyorlar :) kremayla kek harcı karıştığında korkmayın. :)
5- Keki fırında benmari usulünde 40-45 dakika pişirin. (Benmari Yöntemi ile Pişirme: Kalıbı geniş ve derin bir tepsiye oturtun. Tepsinin içine kalıbın yarısından biraz daha yukarıya kadar gelecek şekilde kaynar su koyun).
Piştiğini anlamak için kürdan ile test yapın. Keki piştiyse kremasıda pişmiştir. Fırından çıktıktan sonra oda ısısına gelmesini bekleyin. Sonra bir gece buzdolabında dinlendirin. Mutlaka soğuması ve dinlenmesi gerekiyor. Servis yapana kadar pastayı kalıbında saklayın, buzdolabına kalıbıyla beraber kaldırın. Servis etmeden en az 30 dakika önce kalıbından servis tabağına ters çevirin. Bir sürede o şekilde buzdolabında bekletin. )
Servis etmek için kalıbı servis tabağına ters çevirmeden önce bıçakla kekin kenarından geçin. Bir iki kere kabın tabanına vurun. Dilimleyerek servis edin. Afiyet olsun.



Related news

  • Ünlü oyuncu Toprak Sergen Egeye yerleşti
  • Ukraynadan Kırıma nafile abluka adımı
  • Hangi anakartları seçmek daha iyi
  • Edis Sevişmemiz Olay Şarkı Sözü Düet: Yasemin Mori
  • 2019 Trendi Cut-Out Botlar

  • KUDRETULLAH PASTASI

    KUDRETULLAH PASTASI


    KUDRETULLAH PASTASI

    KUDRETULLAH PASTASI

    KUDRETULLAH PASTASI

    KUDRETULLAH PASTASI

    KUDRETULLAH PASTASI

    KUDRETULLAH PASTASI

    KUDRETULLAH PASTASI

    KUDRETULLAH PASTASI

    KUDRETULLAH PASTASI

    KUDRETULLAH PASTASI

    KUDRETULLAH PASTASI

    KUDRETULLAH PASTASI

    KUDRETULLAH PASTASI

    KUDRETULLAH PASTASI

    KUDRETULLAH PASTASI

    KUDRETULLAH PASTASI

    KUDRETULLAH PASTASI

    KUDRETULLAH PASTASI