Karbonhidratlar, İnsülin Direnci ve Vücut Yağları 2019

Karbonhidratlar, İnsülin Direnci ve Vücut Yağları 2019
Karbonhidratlar, İnsülin Direnci ve Vücut Yağları


Karbonhidratlar, İnsülin Direnci ve Vücut Yağları

Zinde Türkiye Dergisi, Paleo diyet konularında tarafsızdır ve gerek bu diyeti destekleyen, gerekse de desteklemeyen farklı görüşlerdeki yazıları yayınlamaktadır. Konu hakkındaki yazıların hazırlanıp yayınlanmasını müteakip konuyla ilgili tüm yazılarımızın başına bu not eklenerek tüm yazıların cem edildiği sayfanın bağlantısı da eklenecektir. Takdir ve tercih her zaman değerli okurlarımızındır.

İnsülin, İnsülin Direnci, Diyabet…

Modern Çağ ile birlikte artan hastalıkların başında Tip 2 Diyabet ve onun bir önceki aşaması olan Metabolik Sendrom veya İnsülin Direnci geliyor. Taş Devri Diyeti de bu hastalıkların önüne geçmede kilit rol oynamakta. Bunu nasıl gerçekleştirdiğini aşağıda tıbbi dil kullanmadan açıklamaya çalışacağım. Size de bu yazıyı bastırmak, buzdolabınıza yapıştırmak, annelerinize ve arkadaşlarınıza yollamak düşüyor.

Yemek yediğinizde vücudunuz bileşenlerini algılar: karbonhidratlar, proteinler ve yağlar. Alkol, lif veya toksin gibi vücudunuzun sindiremediği şeyleri yerseniz, ya olduğu gibi dışarı atılır ya da kana geçerse de karaciğeriniz sayesinde filtrelenir. Yediklerimiz bedenimiz için yakıta dönüşür.

Glikoz (Glukoz), Glikojen (Glukojen), Enerji Sistemi, İnsülin ve Vücut Yağları

Ama karbonhidratlar, hangi çeşidi olursa olsun, ilk olarakglukozya daglikoz(her iki terim de aynı anlama geliyor) adı verilen basit şekere dönüşür. Yani tüm o ekmekler makarnalar, krakerler, patatesler, pilavlar, tatlılar, şekerlemeler, gazozlar (daha uzatabilirim aslında :)) glukoza dönüşür. Glukoz da yakıt olmakla birlikte, aşırı miktarlarda olduğunda –eğer hücrelerde yakılmıyorsa– toksik olduğu söylenebilir. Bu yüzden de bedenlerimiz bu glukozu kandan hızlıca temizleyip, hücrelerin içlerine doğru postalar.

Bunu nasıl mı yapar? Bir kısmını, karaciğer ve kaslarımız glukozuglukojene dönüştürerek depolar. Kaslarımız bu yakıtı aerobik egzersizlerde (hayır, Jane Fonda’dan bahsetmiyorum, kalp atışını %70-80 artıran egzersizler) kullanır. Ama hâlâ kanımızda aşırı glukoz olduğunda, pankreasımız hemen insülin salgılamaya başlar.İnsülin ne işe yarar? Glukozun (yağların ve proteinlerdeki amino asitlerin de) kas ve karaciğer hücrelerine girişini sağlar.

Buraya kadar her şey yolunda. Ama hayır, minik bir ayrıntı var: Bu hücreler doluysa, ki durağan hayat süren insanlarda genelde doludur,artan glukoz yağa dönüştürülür.Doymuş yağa.

Bu aşamadaki ilginçlik şudur:yenilen yağlar yağ olarak depolanmazken, glukoz, yani şeker yağ olarak depolanır.Glukoz da başta demiştik, karbonhidratlardan gelir.

Tarım Öncesi Dönem İnsanının Karbonhidratlara Erişimi Sınırlıydı

Günümüzden çok değil, 10.000 yıl gerisine gidersek, tarım henüz olmadığı için atalarımızın şekere ve karbonhidratlara erişimi çok kısıtlıydı. Bazı paleo-antropologlara göre günde ortalama 80 gram kadar karbonhidrat anca tüketiyorlardı. Oysa günümüzde 1 kutu kola ile ya da 1 tabak makarna ile 70 gram karbonhidratı bir çırpıda alabiliyoruz. Yiyebildikleri karbonhidrat kaynakları sadece bazı meyve ve sebzeler olduğu için, lif içeriği de yüksek olduğundan insüline etkisi minimumdu. O kadar az karbonhidrat tüketimleri vardı ki, bedenlerimiz gerektiğinde ekstra glukozu kendimizin yapabileceği 4 farklı yol geliştirmişken, fazlasından kurtulmanın sadece bir yolu olacak şekilde evrimleşmişiz.

İnsülin Direnci Gelişimi

Günümüzde 1 tabak makarna, yanında da 1 kutu kola içtiğimizde pankreasımız hemen insülin salgılamaya başlar. Ama dediğimiz gibi karaciğer ve kas hücreleri zaten doluysa, bu hücreler insüline direnç göstermeye başlar. Buralara giremeyen glukoz, kanda dolaşmaya devam eder. Pankreas kandaki yüksek miktardaki glukoz varlığını görünce, bir miktar daha insülin pompalar.Bu da karaciğeri ve kas hücrelerini insüline daha da dirençli kılar, çünkü insülinin fazlası da toksiktir.Nihayetinde insülin yardımıyla glukoz yağ hücrelerine yönlendirilir ve yağ olarak depolanır. Bu döngü sürekli tekrarlandığı için de yağ hücrelerini dolduran tek şey şeker olur.

Zaman içinde,yüksek karbonhidrat içeren beslenme şekline devam edildikçe, insülin direnci artar.Ta ki,karbonhidrat tüketimimizi sınırlayana ve hareket miktarımızı artıranakadar.

Fazla Karbonhidrat Tüketiminin Diğer Zararları

Yukarıda kısaca özetledim ama malesef kara tablo bu kadarla sınırlı değil:

1)Glukozkalp damarlarınıtıkar, proteinlerle birleşerek ileri düzeyde gluke olmuş nihai ürünler oluşturur ve sistematik enflamasyonlara yol açar. (Kalp hastalıklarının iki ana sebebinden biri kolesterol değil enflamasyondur) Glukozun bir kısmı da trigliseridleri artırarak kalp hastalığı riskini artırır. (enflamasyon = iltihaplanma)

2)Daha fazla şeker yağ olarak depolandığı için kas hücreleri de direnç geliştirdiği için daha az glukojen alırlar. Kanda insülin olduğu sürece yağ yakan lipaz enzimi de görevini yapamadığı için,depolanan yağlarınız da kolayca kullanılamaz.

3)Sürekli kanda yüksek miktarda insülin bulunmasının bir yan sonucu da kalp damarlarında plak oluşması vekanser hücrelerinin çoğalmasıdır(bu yüzden diyabetiklerde kalp hastalıkları çok görülür).

4)İnsülin direnci ile kas hücrelerine sadece şeker değil, proteinlerdeki amino asitler de giremez olur.Dolayısıyla kaslarınızı koruyamazsınız, erimeye başlarlar.Ortalık iyice karışsın diye, vücudunuzun diğer bölgeleri yeterli şeker deposu olmadığını düşünürler ve açlık mesajları gönderirler. İlk aşamada, o çok değerli kas dokusu yıkıma uğrar ve şekere dönüşür. Bir yandan yağ hücreleri şişerken, bir yandan da kaslar iyice erir!

5)Enerji seviyeniz düşer. Hani bazen yemek yedikten sonra bir ağırlık bir uyku çöker ya, işte öyle.Bırakın spor yapmayı, hareket etmek bile istemezsiniz.Enerji seviyesi düşünce çok daha kısa sürede acıkırsınız. Genellikle de canınız karbonhidrat ister yine, yani zehir.

6)Karaciğeriniz de insüline direnç geliştirdiğinde, tiroid hormonu T4′ü T3e çeviremez olur, böylecetiroid problemleri ortaya çıkar ve metabolizmanız iyice yavaşlar.

7)Sinirleriniz de hasar görebilir ve garip yerleriniz ağrıyabilir, çünküfazla şekerin yarattığı hasar sinir dokularını harap eder.Retina hastalıkları ve görüşünüzün bozulması ortaya çıkabilir.

Nihayetinde pankreas öyle yorgun düşer ki, artık insülin üretemez olur ve hayatta kalabilmek için kendinize insülin enjekte etmek zorunda olursunuz; hem de direnç geliştirdiğiniz için yüksek miktarlarda. Tip 2 diyabetiniz Tip 1′e dönüşür.

Karbonhidratlar, İnsülin Direnci ve Vücut Yağları 2019

Karbonhidratlar, İnsülin Direnci ve Vücut Yağları 2019
Karbonhidratlar, İnsülin Direnci ve Vücut Yağları


Karbonhidratlar, İnsülin Direnci ve Vücut Yağları


Karbonhidratlar, İnsülin Direnci ve Vücut Yağları


Karbonhidratlar, İnsülin Direnci ve Vücut Yağları


Karbonhidratlar, İnsülin Direnci ve Vücut Yağları


Karbonhidratlar, İnsülin Direnci ve Vücut Yağları


Karbonhidratlar, İnsülin Direnci ve Vücut Yağları


Karbonhidratlar, İnsülin Direnci ve Vücut Yağları