En küçüğü ama en güzeli: Burgazada 2019

En küçüğü ama en güzeli: Burgazada 2019 En küçüğü ama en güzeli: Burgazada

En küçüğü ama en güzeli: Burgazada

Annem, babam ve köpeğimle yola çıktık. Kendi teknemizle ulaşımımızı sağladık ve demir aldık.  Bostancı, Kadıköy, Beşiktaş ve Eminönü’nden kalkan vapurlarla da adaya gidebilirsiniz. Altı deniz mili yol kat ettikten sonra adaya ulaştık. Kıyıya demirleyemediğimiz için biraz açığa tonozumuzu (demir atmak) bağladık. Küçük sürat motorlarıyla adaya yanaştık. İner inmez dikkatimi ilk çeken, hafta sonu olmasına rağmen adanın çok kalabalık olmamasıydı. Böylece kalabalığın içinde kaybolmadan kolayca çarşının içinde buldum kendimi…  
Ada çok büyük olmadığı için yarım gün bile ayırsanız gidilmesi gereken yerleri geziyorsunuz. Biz yürüyerek gezmeyi tercih ettik. Köpeğim yanımda olduğu için bisiklete binemedim ama söylemeliyim ki maalesef adada hâlâ fayton turları devam etmekte. Faytoncularla konuştuğumda en yakın zamanda kalkacağı bilgisine ulaştım ancak bu giden canları geri getirmiyor.
Fayton sadece atlarla kalmayıp diğer hayvanlara da zarar veriyor. Lucky adlı köpek, geçen yıl temmuz ayında hayata gözlerini yummuş. Giden canlarımız geri gelmeyecek biliyoruz ancak yenilerini eklememek için faytona binmemeyi tercih edebiliriz.
Büyükada ve Heybeliada’ya göre kafe çeşitliliği burada daha az. Sayılı dükkân ve küçük çarşı yetiyor Burgazada’ya. Adanın gezilecek yerleri bir elin parmaklarını geçmiyor zaten… Yeşillikler arasındaki ‘Sait Faik Abasıyanık Müzesi’, manzarasıyla büyüleyen ‘Kalpazankaya’, güzelliği kadar koya adını veren ‘Madam Martha Koyu’, ‘Aya Yani Kilisesi’, ‘Hristos Manastırı’… Alternatif olarak bisiklet kiralayarak adayı dolaşabilir veya sahildeki restoranlarda balık yiyebilirsiniz.
Sait Faik’in gözünden Burgazada

Türk hikâyeciliğinin usta isminin evi ölümünden sonra müzeye çevrilmiş. Bu müzede yaşamına tanıklık etmiş eşyaları, fotoğrafları, mektupları, kartpostalları, eserlerine konu olan sayısız hatırasının izlerini taşıyan nice belgeyi bulabilirsiniz. Burgazada’nın bu kadar sevilmesinin nedeni bence bu müze. Sadece burayı gezmek için bile adaya gelinir.

Deniz, kum ve güneş üçlüsü burada bir başka güzel...
Nefis bir manzarada kafa dinlemek istiyorsanız Kalpazankaya bunun en iyi adresi. Buraya günbatımını izlemek için uğramalısınız. Yeşil ve maviyi bir arada tadacağınız nadir yerlerden biri...
Adanın bir diğer incisi iseMadam Martha Koyu.Sizi İstanbul’dan kilometrelerce uzakta hissettiriyor. Şehrin her iki yakasını ve diğer adaları da görebiliyorsunuz. Buna karşın şehrin gürültüsü, trafik, kirli hava gibi olumsuzluklardan oldukça uzaksınız. Bu koya genellikle kamp yapmaya geliniyor ancak manzara izlemeniz bile size yetecek.
Biraz tarih...

Adanın doğal güzelliklerinin yanı sıra tarih kokan iki önemli yeri var.  Biri Aya Yani Kilisesi, diğeri Hristos Manastırı. 800’lerin ilk yarısında inşa edilen Aya Yani Kilisesi, adaya sürgüne gönderilen Aziz Methodios tarafından yapılmış. Her yıl 29 Ağustos’ta Rumlar Aya Yani Yortusu’nu kutlamak için bu kilisede toplanıyorlar. Hristos Manastırı ise Bizans zamanında yaptırılmış. ‘Bayrak Tepe’ olarak da bilinen bu manastırın etkileyici bir manzarası var. 6 Ağustos’ta Ortodokslar kutsal günlerini kutlamak için burada toplanıyor.
Burgazada diğerlerine göredaha az doğal ve kültürel yapıya sahip. Burgaz’ı sevmemin en büyük etkeni sanırım bu. Küçük ve samimi olması. İnsanların içtenliği, adım başı sokak hayvanları, seyyar lezzetleri bana yetiyor da artıyor. Faytonlar da tamamen kalksa, tam da yaşamak için ideal bir ada olacak. 

class='cf'>

Damak çatlatan kroket köfte

class='cf'>

Adayı gezmeye başlamadan önce karnımızı doyurmak için ‘İskele Çardak’ lokantasına oturduk. Aynı zamanda hayvan dostu olan bu restoran köpeğimizle yemek yeme fırsatınızı bize sundu. İskele Çardak mavi beyaz dekorasyonuyla yunan adalarındaki kafeleri aratmıyor. Meze olarak patlıcan salatası, levrek marin, pilaki, köpoğlu ve Girit ezmesi söyledik. Bütün mezeler damak çatlatıyordu ancak Girit ezmesini tek geçerim. Fazla yemek ayırt eden biri olarak söylemeliyim ki, Girit ezmesi gerçekten çok güzeldi. Ara sıcak olarak kalamar ve rokfor peynirli kroket köfte söyledik. Ara sıcaklarda favorim ise kroket köfte oldu. Ve balığa gelelim... Kılçığı sevmeyen biri olarak tercihim tabi ki mezgitten yana oldu. Bu eşsiz lezzetlerle karnımızı doyururken aynı zamanda kulaklarınızın pasını silmek de mümkün. Adanın yerel halkından müzisyenler size eşlik ediyor.
Meşhur milföy pastası
Madem bu kadar güzel, fiyatlar nasıl diyecek olursanız; çok fazla cep yakmıyor. Üç kişi için 350 TL. hesap ödedik. Buradan çıktıktan sonra ailecek Ergün Pastanesi’nin yolunu tuttuk. Pastanenin sahibi Bahri Ergün çok güler yüzlü biri, işini de severek yapıyor. İçeride harika tatlı ve pastalar var. Yalnız burada en meşhur olan milföy pastası… Tadı hâlâ damağımda, buraya geldiğinizde mutlaka tatmalısınız… Ayrıca Ergün Pastanesi, İskele Çardak gibi köpeğimizi kabul ediyor. İstanbul’da hayvan kabul eden restoranlar maalesef çok az. Bu sebepten hayvan dostu mekâna denk gelince paylaşmadan edemiyorum.

En küçüğü ama en güzeli: Burgazada 2019

En küçüğü ama en güzeli: Burgazada 2019

Related news

  • Evde Göz Kremi Yapımı
  • Klavikula kırıkları: nedenleri, belirtileri, tedavisi
  • Sarı Dişleri Gizlemek İçin Hangi Renk Ruj Kullanılır
  • Renkli Üç Düğmeli Hırka Yapılışı
  • Akar: Terörle mücadelede belli bir noktaya gelindi

  • En küçüğü ama en güzeli: Burgazada

    En küçüğü ama en güzeli: Burgazada


    En küçüğü ama en güzeli: Burgazada

    En küçüğü ama en güzeli: Burgazada

    En küçüğü ama en güzeli: Burgazada

    En küçüğü ama en güzeli: Burgazada

    En küçüğü ama en güzeli: Burgazada

    En küçüğü ama en güzeli: Burgazada

    En küçüğü ama en güzeli: Burgazada

    En küçüğü ama en güzeli: Burgazada

    En küçüğü ama en güzeli: Burgazada

    En küçüğü ama en güzeli: Burgazada

    En küçüğü ama en güzeli: Burgazada

    En küçüğü ama en güzeli: Burgazada

    En küçüğü ama en güzeli: Burgazada

    En küçüğü ama en güzeli: Burgazada

    En küçüğü ama en güzeli: Burgazada