Bülent Katarcı

Bülent Katarcı
Bülent Katarcı

Bülent Katarcı

Kanseri 12'den vuran 12 besin

29 Ocak 2019

Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Hekimi Fitoterapist Dr. Serdar Özgüç, kanser savaşcısı besinleri şöyle sıralıyor:
1- Brokoli, karnabahar, lahana, turpgiller: İçerdikleri “Sulforafan” maddesi kanser savaşcısıdır. Özellikle, brokolinin tohumdan yeni çıkmış 4-5 günlük filizlerinde sulforafan oranı çok yüksektir.
2- Domates: İçerdiği “Likopen” maddesi kanser savaşcısıdır. Domates ısıtıldığında ve hatta pişirildiğinde likopen serbest kalan miktarı önemli ölçüde artar. Bu işlemin zeytinyağı ile yapılması faydayı artırır.
3- Kereviz: Detoks sebzesidir. İçerdiği Luteolinzehirli maddelere karşı oluşan karaciğer hasarlarını önlemektedir. Apigenin maddesi de kanser hücrelerinin intihar etmesini sağlamaktadır.
4- Alabaş: Dört mevsim bulunabilen bir sebzedir. Yüksek derecede antioksidan özellikli. Hem yaprak hem de yumru kısmı rendelenip salataların içinde tüketilebilir.
5- Cennet hurması: Detoks meyvesidir. Zararlı atık maddeleri vücuttan temizler, toksik maddelerin etkisini azaltarak hücre hasarını engeller. Karaciğer dostudur. “Lutein ve beta karoten” içerdiği için bağışıklık sistemini destekler.
6- Pancar: Folik asit, A ve C vitaminlerince zengindir. “Beta karoten, betain ve likopen” içeriği ile yüksek antioksidan özellik gösterir.

Yazının devamı...

Spor kalbi koruyor

14 Ocak 2019

 

Çünkü kalp, artık genç yaşlı demiyor. Kalp hastalıkları ölüme sebebiyet veren hastalıklar arasında kanserden daha ön sırada yer alıyor.
Adnan Menderes Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hasan Güngör, günümüz yaşam koşullarının kalp ve damar hastalıklarına etkilerini, son yıllarda gelişen tedavi yöntemleri hakkında ve genç yaşlardayken de dikkatli olunması gerektiğine ilişkin şu bilgileri verdi:

KALICI HASARLAR

Bilindiği gibi kalp ve damar hastalıklarına bağlı ölüm, dünyada en sık ölüm nedeni. Kalp damarlarında zamanla oluşan plak adını verdiğimiz kireçlenme zemininde meydana gelen yırtık sonucunda o bölgeye hızlı bir şekilde pıhtılaşma oluşturucu maddeler toplanmakta ve damarın tıkanmasına bağlı ani ölüm meydana gelmekte ya da kalp kasında ciddi hasarlar oluşabilmektedir. Normal şartlarda erkeklerde 40 yaş, kadınlarda 50 yaş sonrası kalp krizi riski artıyor.
Ancak günümüzde tüm dünya genelinde ve Ege Bölgesi’nde de bu konseptin değiştiği ve kalp krizi görülme yaşının giderek düştüğü görülüyor. Gençlerde kalp krizi diyebilmek için 40 yaş altı insanlarda görülmesi ve klinik bulguların kalp kriziyle uyumlu olması gerekiyor. Her genç yaşta görülen ölüm kalp krizine bağlı olmayabilir. Doğuştan kalp hastalıkları ve ritim bozuklukları da gençlerde ani ölüme neden olabiliyor.

KRİZ YAŞI DÜŞÜYOR

Bizler Ege Bölgesi halkı özelinde de artık kalp damarlarının tıkanmasına bağlı kalp krizi yaşının giderek düştüğünü maalesef görmekteyiz. Toplumda dengesiz beslenmenin giderek yaygınlaşması, meslek hayatındaki stresinin giderek artması, sigara tüketiminin yaygınlaşması, hareketsiz yaşam, doğuştan ailesel kolesterol yüksekliği, şeker hastalığı ve bazı özellikli vakalarda uyuşturucu madde kullanımı, kalp krizinin genç yaşta görülmesinde etkili. Ege Bölgesi’nde aktif olarak çalışan ve 24 saat kalp krizi için acil anjiyo yapabilen birçok hastane mevcut. Bu hastanelerde toplam onlarca anjiyo cihazı olmasına rağmen, yoğunluk her geçen gün artıyor.

Yazının devamı...

Kaliteli uyku kaliteli yaşam

7 Ocak 2019

Horlayanların birçoğunda uyku apnesi bulunuyor ancak çok bilinmiyor. “Uykuda nefesin durduğunu nasıl anlayacağız?” derseniz, yanınızda onu gören biri bu durumu fark edebilir. Konuyu Tınaztepe Hastanesi’nden Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Hakan Koca anlattı.

KALPTE STRES OLUŞUR
Uyku sırasında üst solunum yollarını kontrol eden kaslardaki gevşemenin gereğinden fazla olması sonucu, solunum esnasında giren çıkan havanın titreşimleriyle “horlama” sesleri oluştuğunu belirten Koca, bazen de hava yolunun tam tıkanarak solunumun geçici olarak tıkanabildiğine dikkat çekti. Koca, “Apne olayında en az nefesin 10 saniye kesilmesi ve nefes durmalarının saatte en az 5 defa tekrarlamasıdır. Hastalar uykularında tekrarlayan nefes durmalarıyla adeta boğulurcasına uyumaya çabalar. Her bir apne esnasında, oksijen düşer, beyinde ve kalpte stres oluşur” dedi. Her gece tekrarlayan bu durumun yaşam kalitesini de etkilediğini söyleyen Koca, uyku apnesinin bildiğimiz birçok hastalıkla ilişkili olduğunu, bazılarının tamamının sebebi, bazılarında ise durumu kötüleştirici etki yapan bir unsur olduğunu söyledi.
TEŞHİS VE TEDAVİ
Bu durumları, “Düzensiz Kalp atışları, kalp büyümesi, kalp krizi riskinin artması, yüksek tansiyon, inme, kan şekeri düzensizlikleri, aşırı yorgunluk, trafik kazaları, iktidarsızlık, kontrol edilemeyen şişmanlama, uykuda terleme, depresyon, anksiyete ve uykuda ölüm olarak sıralayan Koca, teşhis ve tedavi yöntemleri ile ilgili olarak ise şunları söyledi:
“Uyku apnesi tanısı polisomnografi (uyku testi) testiyle konulur. Hasta 1 gece hastaneye yatırılarak uyku esnasındaki aktiviteler (beyin dalgaları, kas hareketleri ve göz hareketleri, ağız ve burundan solunum, horlama, kalp hızı ve ritmi, bacak hareketleri) elektrot adı verilen küçük altın disklerin başa ve cilde yapıştırılmasıyla kaydedilir. Hastalığın ağırlığına göre tedavi planlanır. Tedavide en önemli seçeneğimiz CPAP dediğimiz cihazlardır. Burundan ya da burun-ağızdan uygulanan maskeyle basınçlı hava üfleyen bu cihazlarla horlama ve uykuda nefes durmaları engellenir. Bazı hafif ve KBB bakısında darlık yeri tespit edilen hastalarda cerrahi operasyonlar yararlı olabilir ancak ağır hastalarda cerrahi tedavi tercih edilmez.”

Yazının devamı...

Yaşam enerjisine destek tedavisi

31 Aralık 2018

 


İzmir’de ‘tamamlayıcı tıp’ı temel alan tedavi yöntemlerini kliniğinde uygulayan Op. Dr. Mustafa Erşin, frekans tıbbının öne çıkan yöntemlerinden olan Magnetoterapi ve Matrix Ritim Terapisi’ni anlattı.
* Öncelikle ‘Magnoterapi’ nedir?
Magnetoterapi canlıların yaşamsal olarak ihtiyaç duydukları manyetik alanın terapi amacıyla uygulanması esasına dayanıyor. Tarihçesinin 3 bin 500 yıl öncesine kadar uzandığı biliniyor. Vücudumuz dünyanın doğal olarak ürettiği manyetik alanla beslenir, onun bozulması veya yetersizliği karşısında hücresel düzeyde başlayan birtakım bozulmalar oluşur. Magnetoterapi, hastalıkların oluşma süreçlerinde ortaya çıkan eksiklikleri gidermek amacıyla hücrelerimize destek verir. Tedavi süreçlerinde tüm tıbbi, cerrahi veya semptomatik uygulamaların desteği konumundadır. Direkt etki olarak ortaya çıkan özellikleri ise başta ağrı giderici etkisi olmak üzere, ödem giderici, spazm çözücü ve direnç sistemimizi güçlendirici özelliğidir. Bu etkiler bazı durumlarda tek başına tedavi edici özellik olarak karşımıza çıkıyor.
* Peki ‘Matrix Ritim Terapisi’ nedir?
İskelet kasları üzerine odaklanan bir titreşim tedavisi. Kasların ve sinir sisteminin kendisine özgü fizyolojik titreşimlerini, özel bir sistemle harekete geçiren ve dengeleyen bu terapinin temel dayanağı hücre biyolojisine dayanan yaklaşımıdır. Terapi sürecinde iskelet kasları ve sinir sistemine ağrı vermeksizin, hücrenin doğal ritmini harmonik ve ritmik bir şekilde uyarıyoruz. Bu işlem sonucunda metabolizma süreci (hücrelerin ve hücre çevresinin besinleri kullanma ve atık maddelerden arınma süreçleri) kısa zamanda normal haline dönüyor. Böylece dokularda hücresel düzeydeki iyileşme ve rejenerasyon süreci başlatmış oluyoruz.

Yazının devamı...

Mesleği için seyyah oldu

24 Aralık 2018


 Kaşkaloğlu, tıp biliminin sürekli geliştiğini ve hekimlerin de bu gelişime paralel olarak kendilerini güncellemeleri gerektiğini söyledi.
Kaşkaloğlu Göz Hastanesi’nde eşi Op. Dr. Selma Kaşkaloğlu ve diğer hekim kadrosuyla birlikte çalıştığını belirten Prof. Kaşkaloğlu, başarının bir ekip işi olduğunu ve bilgilerin paylaştıkça çoğaldığını vurguladı. Katıldığı uluslararası kongre ve sempozyumlarla, üye olduğu mesleki kuruluşların kendisine çok şey kattığını hatırlatan Kaşkaloğlu, “Amerika ve Avrupa Göz Doktorları Birlikleri’nin yanı sıra; Karadeniz Oftalmoloji ve Güney Avrupa Oftalmoloji Dernekleri’nin de üyesiyim. Amerika, Avrupa, Karadeniz ve Arap ülkeleri gibi 40’tan fazla ülkede düzenlenen konferans ve sempozyumlara hem katılımcı, hem de konuşmacı olarak katıldım. Kendimi geliştirmeye her zaman çok önem verdim. Henüz asistanlık döneminde Avusturya’da çalıştım, İngiltere’de ise 1 yıl hizmet verdim. Sonraki yıllarda da yurt dışında en güncel verileri takip etmek amacıyla ziyaretlerimi sürdürdüm. Son 20 yıldır da bir Türk hekimi sıfatıyla davetli konuşmacı olarak meslektaşlarımla buluşuyorum. Eskiden bu sempozyumlara katılmak çok önemliydi. Çünkü bilgiye ulaşmanın pek fazla alternatifi yoktu. Şimdi ise internet üzerinden canlı olarak konferanslara katılabiliyor ve takip edebiliyorsunuz. Bu durum günümüz hekimleri için önemli bir avantaj sağlıyor” diye konuştu.
Kaşkaloğlu Göz Hastanesi’nde çalışmalarını sürdüren Başhekim Op. Dr. Bilgehan Sezgin Asena ve Prof. Dr. Tansu Erakgün gibi hekimlerin de uluslararası konferanslara davet edildiğini kaydeden Prof. Dr. Mahmut Kaşkaloğlu, teknoloji kadar hekim kalitesinin de belirleyici olduğunu vurguladı.
18’İNCİ YILI KUTLUYOR
Kaşkaloğlu Göz Hastanesi, 18’inci yılını geride bıraktı. Ekonomik anlamda sıkıntılı bir yıl olan 2018’i başarıyla geride bıraktıklarını, 2019 yılından ise beklentilerinin olumlu olduğunu söyleyen Kaşkaloğlu, “Yeni hekimlerin de dahil olmasıyla birlikte 12 doktor ve 40 personelle hizmet veriyoruz. 2018 yılında gerek teknoloji gerekse de hekim kalitesi olarak önemli yatırımlar yaptık. İmkanlar dahilinde son teknolojiyi takip etmeye çalışıyoruz. Kendi bilgilerimizi de sürekli eğitimlerle güncel tutuyoruz. Tıp çok hızlı gelişen bir bilim dalı. İşe başladığımız da hayal edemeyeceğimiz tanı araçları ve tedaviler bugün rutin hale geldi” diye konuştu.

Yazının devamı...

Mide küçültme son çare olmalı

17 Aralık 2018

 


Obezite olarak tanımladığımız aşırı şişmanlığın insan sağlığını önemli ölçüde tehdit eden ve yaşam kalitesini olumsuz etkileyen hastalık haline gelmesi, cerrahi olarak iyileştirilme seçeneğini tercih edenlerin sayısını artırıyor. Genel Cerrah Dr. Bülent Tuğrul, mide küçültme ameliyatları ile ilgili açıklamasında şu bilgileri paylaştı:

OBEZİTE BİR HASTALIK
“Son yıllarda kapalı yöntemle yapıldığı için çok güncel bir konu olan mide küçültme ameliyatı (Bariatrik Cerrahi) uygulanmalı mı sorusuna; ancak hasta, hastayı uzun süre tedavi ve takip eden doktoru, diyetisyeni ve ameliyatı gerçekleştirecek doktor birlikte değerlendirdikten sonra doğru cevap verilebilir. Obezite dediğimiz aşırı şişmanlık, artık fiziki bir sorun olmaktan çıkmış, bir hastalıktı. Belli bir kilonun üzerinde uzun seneler kalan hastalarda, insülin direnci olarak bilinen, vücudun salgıladığı insülin hormonuna cevap vermemesi hali oluşur. Daha sonra diyabet gelişir, damar, kalp hastalıkları, kandaki yağların aşırı artmasına bağlı damar tıkanıklıkları, beyin sorunları, uykuda nefes alamama birbirini takip eder. Buna ‘Metabolik Sendrom’ denilmektedir ve bu hastalarda kanser gelişme riski de maalesef artmıştır.

TERCİHİM TÜP MİDE
Ameliyat olmasına karar verilen hasta, belli sağlık kontrollarından geçirilir. Benim hastalarıma önerim; ‘Tüp Mide’ denilen ‘Sleeve Gastrektomi’ ameliyatıdır. İştah merkezini uyaran hormon salgılayan kısım çıkarılmakta, mide uzunlamasına küçültülmekte, ancak normal fizyolojik seyir korunmaktadır. Ameliyat laporoskopik, yani kapalı yöntemle uygulanır, hasta 4’üncü gün taburcu olup, birkaç gün içinde işine dönebilir. Her ameliyatta olduğu gibi yüzde 1.5 oranında ciddi ameliyat riski taşır. Ancak mevcut rahatsızlıkların yol açacağı ciddi komplikasyonlar yanında bu göze alınabilecek bir risktir. Dünyada sadece cerrahi dernekler değil, diyabet cemiyetleri ve endokrinoloji dernekleri, bu ameliyatların, tıbbi tedaviye direnç gösteren hastalarda öncelikle tercih edilmesi yönünde görüş birliği içindedir.

EGZERSİZ OLMAZSA OLMAZ

Yazının devamı...

KOAH sinsi ölüm

10 Aralık 2018

 

Çoğumuzun adını bile duymadığı KOAH, Dünya Sağlık Örgütü’ne göre, kalp-damar hastalıkları, zatürre ve AIDS’ten sonra 4’üncü en sık ölüm nedeni. Ölüm nedenleri arasında bu kadar üst sıralarda yer almasının ötesinde KOAH, yaşam kalitesini bozan, iş gücü kaybına neden olan ve kişiyi zaman içinde kendi bakımını bile gerçekleştiremeyecek hale getiren bir hastalık. Ülkemizde yaklaşık 3 milyon kişinin KOAH’lı olduğu tahmin edilirken, bu sayı tüm dünyada 600 milyona ulaşıyor.
KOAH’ın başlıca nedeni (yüzde 90 hastada) sigara. Yalnızca sigara değil, pipo ve puro kullanımı da KOAH’a yol açıyor. Sigara içenlerin beşte birinde bu hastalık gelişirken, içmeyenlere göre riski 30 kat artıyor. Sigaraya erken yaşta başlanması ve uzun süre çok miktarda içilmesi, KOAH’ın daha ağır seyretmesine neden olur. Sigara dışında bazı mesleki faktörler (madencilik, fırın/tahıl işçiliği, çiftçilik gibi) ve ısınma amaçlı tezek yakılması da KOAH’a zemin hazırlar.

HAVA YOLLARINDA DARALMA
Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Anabilim dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Alev Gürgün, bu hastalıkla ilgili şu bilgileri paylaşıyor:
“KOAH, sigara ve diğer tütün ürünlerinin içilmesine bağlı akciğerlerde hava yollarında daralma ve harabiyete neden olan ilerleyici müzmin bir hastalıktır. Uzun yıllar sigara içen bir kişide hava yollarında harabiyet ve balonlaşma sonucu ‘amfizem’ adı verilen hava kesecikleri oluşur. KOAH’ta hava yollarındaki daralma nedeniyle, hava giriş çıkışı rahat bir şekilde sağlanamaz. Bu nedenle bu hastalarda nefes darlığı çok belirgindir ve doğal olarak bu kronik hastalıktan kurtulmak amaçlı çareler ve arayışlar içine girerler. Kullanılan nefes açıcı ilaçlarla ne yazık ki tedavi edilemez. Bu hava kesecikleri ve baloncukların harap olmuş o akciğerden cerrahi olarak çıkarılıp alınması ile kurtulmak mümkün. Akciğer volüm (hacim) azaltıcı cerrahi, hastalığın kontrol altına alınamadığı ağır amfizemli hastalara uygulanan bir yaklaşımdır.

KİŞİYE ÖZEL TEDAVİ

Yazının devamı...

Sağlıkta ‘özel’ hizmet

2 Aralık 2018

İlk günden “Butik hastane” gibi çalışmaya başlayan Kent Tıp Merkezi, çok gelişmiş görüntüleme sistemleriyle de bölgenin önemli bir açığını kapattı. Kent Sağlık Grubu Ceo’su Dr. Ruşen Yıldırım, “İzmir’in başta iki büyük ilçesine hizmet vermeyi amaçladığımız merkezin daha ilk günden büyük ilgi görmesi, doğru bir iş yaptığımızın kanıtı” dedi.

FETHİ SEKİN PARKI YANINDA
Şehit Fethi Sekin Parkı yanında yer alan Kent Tıp Merkezi, hemen tüm branşlarda verilen poliklinik ve günü birlik ameliyat hizmetleriyle daha şimdiden yerini pekiştirdi. Bayraklı ve Bornova ilçelerinde sağlıkları için “özel” hizmet isteyenlerin beklentilerine yanıt veren Kent Tıp Merkezi, hem mimari hem de işlevsellik olarak 395 metrekarelik alanda yer alan Radyoloji Bölümü’yle de farkını ortaya koydu. Merkezin 6 bin metrakare kapalı alana sahip bir cerrahi merkezi olduğunu belirten CEO Dr. Yıldırım, her biri 45 metrekare olan iki ameliyathanede 24 saat içinde taburcu edilebilecek ameliyatların yapıldığını söyledi. Sahip oldukları görüntüleme merkeziyle de iddialı olduklarını kaydeden Dr. Yıldırım, şöyle konuştu:

TOMOSENTEZ MAMMOGRAFİ FARKI
“Radyoloji bölümümüz birçok hastanenin radyoloji merkezinden daha donanımlı. İleri teknoloji cihazlarla hizmet veriyoruz. Bu cihazların arasından bir örnek; dijital 3 boyutlu mammografi (Tomosentez) ünitesi. Şu anda dünyada kullanılmakta olan en yüksek çözünürlüğü olan mammografi cihazı özelliğine sahip bu ünite aynı zamanda tomosentez denen farklı bir tarama özelliği de içeriyor. Tomosentez 2 boyutlu mammografiden farklı olarak memenin tamamının 0.5 mm’lik ince kesitler şeklinde taranarak incelenmesini sağlayan bir yöntem. Dolayısıyla küçük tümör odaklarının ortaya konulabilmesi ve erken evre bulguların görülerek tespit edilmesi çok daha kolay oluyor.”

GERİ BİLDİRİMLER SEVİNDİRİCİ
Öte yandan, Çiğli Kent’te tedavisi devam eden, evi ya da işleri Kent Tıp Merkezi Bayraklı’ya yakın olan hastaların tedavi ve kontrollerini bu merkezde sürdürmelerini planladıklarını belirten Dr. Yıldırım, “Bu planlamamız da doğru sonuç verdi. Nitekim Çiğli Kent’te tedavisi süren pek çok hastamız kontrolleri için Bayraklı Tıp Merkezi’ni tercih etti. Geribildirimleri memnuniyet verici. Bayraklı- Bornova bölgesine Kent markasını taşımanın, Kent kalitesiyle hizmet vermenin onurunu yaşıyoruz” dedi.

Bülent Katarcı

Bülent Katarcı

Related news

  • İstanbul Valisi: Yılbaşında 37 bin polis, 4 bin jandarma görev başında
  • Zayıflatan 40 altın öneri
  • Çok İzlenen Videolar
  • Karnıbahar Kızartması Tarifi Videosu
  • Cumhurbaşkanı Erdoğandan Çapa Tıp Fakültesine sürpriz ziyaret

  • Bülent Katarcı

    Bülent Katarcı


    Bülent Katarcı

    Bülent Katarcı

    Bülent Katarcı

    Bülent Katarcı

    Bülent Katarcı

    Bülent Katarcı

    Bülent Katarcı

    Bülent Katarcı

    Bülent Katarcı

    Bülent Katarcı

    Bülent Katarcı

    Bülent Katarcı